Hocam temiz su endişesinin sebebini öğrenmek isterim. Hatalı biliyorum belkide bu konuyu bi konuşup doğrusunu tespit etmeye çalışalım..
Aslında "temiz su endişesi" ya da sade su günlerinin bu kadar vurgulama sebebim, kuşların doğasından ziyade bizim modern bakım şartlarımızdan ve suluk ortamının yapaylığından kaynaklanıyor. Doğal döngülerini bir yandan taklit ederken bir yandan da farklı şekillerde sık boğaz yapıyor olabiliriz

. Doğada bildiğiniz gibi mevsimine göre tohum, meyve, taze filiz yerler ve her şeyden önemlisi akar su veya yağmur suyu içerler. Biz ise kafes ortamında kuşlara sürekli sentetik vitaminler, koruyuculu mamalar ve katkılar veriyoruz. Vücuda giren her sentetik madde, doğal besinlere göre karaciğeri ve böbrekleri çok daha fazla yorduğunu düşünenlerdenim. Organların bu yükü atabilmesi ve hücrelerin nefes alabilmesi için saf, katkısız suya ihtiyacı vardır. Tıpkı bizdeki durumlar gibi
Diğer görünmeyen riski ise bildiğiniz gibi suyu bile gününde tazeleyemeyen çok kişi var. Çoğu gözlemlediğimiz kafeslerde kararan ve atılması gereken çok suluk görüyoruz. Yani endişe sadece kuşun organlarıyla ilgili değil, doğrudan suyun içinde üreyen görünmez düşmanlarla da ilgili (bir yönüyle).
Kuş vücudu (ve aslında insan vücudu da dahil tüm canlılar) dışarıdan sürekli aynı uyarıcıyı veya takviyeyi aldığında bir süre sonra ona karşı bir savunma/duyarsızlaşma geliştiriyor. Resektorler kapanır ve verilen vitaminler gerektiği seviyede emilmeden doğrudan dışkıyla atılmaya başlar. Araya konan 2-3 günlük sade su boşlukları, vücudun biyolojik saatini bir seviyede sıfırlayacaktır. Böylece sonraki gün veya hafta vereceğiniz takviye, kuşun vücudu tarafından ilk defa alınıyormuş gibi yüksek bir verimle emilecektir.
Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler hocam?