Ancak bunun karşıtı olan bazı görüşlere denk geldim. Sebebi pelet yemin tamamen kuru bir gıda olması. Az önce de dediğim gibi papağanların beslenmesinde taze gıdalar ağırlıklıdır, yani su oranı yüksek besinler. Pelet yem yapısı gereği çok su isteyen bir ürün. Pelet yeme karşı oluşturulan bu fikirde, tamamen kuru olan bir gıdanın kuş beslenmesinde %30-40-50 gibi yüksek oranlarda bulunmaması gerektiği dile getiriliyordu.
Bu kaygı duygusal bir kaygının ötesine geçmez. Bu mantıkla yaklaşacaksak evde kafeste beslediğimiz kuşları doğaya salmamız gerekir dimi ? Ondan daha doğalı mı var ? Yine o mantıkla yaklaşacaksak probiyotik vermeyelim doğada probiyotik premiksi mi var veya multi vitamin vs.. Bilimsel platformda pelet, özellikle de rasyon yemlerin daha güvenli olduğu bilgisi hakim. Kuşlar tabiki kolay yiyecekleri ıslak, yumuşak şeyleri severler. Örneğin dal darıyı çok severler mesela. Ama dal darı asla diğer tohumlar kadar besleyici değildir. Hatta ‰70 den daha yüksek oranda karbonhidrat içerir karbonhidrat da şekere dönüşür vücutlarında. Dolayısıyla enerjilerini yeterince atamayan kafes kuşlarına asla verilmemelidir. ( ama çok seviyorlar yazık kıyamam ) demekle olmaz bu işler... Obez yapar... sonra karaciğer yağlanması başlar, yok nefes alamıyor, şeker hastalığı başladı ( neden oldu ki ? ) veteriner faslı başlar vs.
Önemli olan şey ; kuşa vereceğimiz yiyeceklerin ne kadar çeşitli vitamin ne kadar çeşitli mineral, ne oranda protein ve lif içerdiğidir nokta. Kuş bunu kuru almış nemli almış hiç önem arzetmez. Zaten yrm yefikten sonra su içip kursakta nemlendiriyorlar. Tohumu da öyle... Çok da kaygı duyan peleti nemlendirerek versin
Doğada bir kuşun ortalama ömrü kafeste yaşayanlara oranla çok düşüktür. Beslenme kaynaklarının yetersizliği, hastalıklar, parazitler, yırtıcılar ve zorlu doğa koşulları vs ortalamayı çok düşürür.
İnsanlara bir dönem "ne kadar doğal o kadar iyi" algısını dayattılar. ( ki insanların eğilimi de buna inanma yönünde zaten ) "Doğada her derde çare var" mantığıyla bakıyor insanlar. Halbuki durum öyle değil. Evet doğada bir kısım derdin devası tabiki bulunur ama genelde basit hastalıkların devası vardır ve buna rağmen ilaçlar kadar işlevsel değildir. Bir çok hastalığın tedavisi de doğada yoktur zaten. Fazla değil, 200 yıl önce insan yaş ortalaması 35 den düşüktü. Şuan 70'in üstü ! yani günümüzde tıp alanındaki ve teknolojik alandaki gelişmeler insan ömrünü nerdeyse 2 katına çıkardı.
Demem o ki duygusal düşünmek her zaman iyi değildir. Çok doğalcı olmak da öyle. Bilimsel düşünüp bilimsel perspektifi benimseyip öyle davranmak en pratiği en akıllıcası ve en işlevsel olanıdır.
Ee hocam bilim de bi öyle diyor bi böyle diyor. Bilim de hata yapıyor. Evet pek tabii bilim de nadiren hata yapabilir. Hatta bilim insanlarının ayrışması bilimle değil onların hayat felsefesiyle alakalıdır. Biri himalaya tuzu önerir diğeri anlamsız bulur ( haklı olarak ). Ama şu nettir ;
bilimsel bir bilgi, bilim aksini ispatlayana kadar doğru bilgidir. Bu kulağa küpe edilmelidir. Bilimin hata yapması nadir görülecek birşeydir zaten.
Konuyu bu kadar uzatmamın temelinde pelet veya rasyon konusundan ziyade insanımızın genel algı ve bakış açısını eleştirmek var. Yoksa pelet konusu bu kadar da önemli sayılmaz.